Cinsel Terapi
Cinsellik, sosyal kurallar, değer yargıları ve tabularla belirlenmiş, biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri olan özel bir yaşantı olarak tanımlanabilir. Sağlıklı her bireyin hayatında cinselliğin büyük bir yeri vardır.
Cinsel işlev bozuklukları çok sık rastlanan sorunlardır. Yapılan çalışmalar kadın ya da erkek ayrımı olmaksızın, en az her üç kişiden birinin yaşamlarının herhangi bir dönemlerinde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını ortaya koymaktadır.
Kişilerin yaşadığı sorunlar genelde istek, uyarılma ve orgazm süreçlerinde ortaya çıkan aksamalardan kaynaklanmaktır.
- Cinsel isteksizlik
- Cinsel tiksinti bozukluğu
- Ereksiyon (sertleşme) bozukluğu
- Kontrolsüz ( erken ) boşalma
- Kadında Uyarılma bozukluğu
- Orgazm bozuklugu
- Disparoni (cinsel ilişki sırasında ağrı-acı hissetme)
- Vajinismus (kadında meydana gelen istemsiz kasılmalardan dolayı vajinal birleşmenin gerçekleşememesi.)
VAJİNİSMUS
Vajinismus, cinsel birleşme denendiğinde, vajinanın dış üçte birini çevreleyen kaslarda yineleyici ya da sürekli bir biçimde oluşan kasılmalar ve şiddetli acı nedeniyle cinsel birleşmenin gerçekleşememesi ya da ağrılı/sıkıntılı olarak gerçekleşmesidir. Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, adeta bir kilitlenme, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Nadiren, cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ya da sıkıntılıdır . Çiftler bu sorunu aşmak için alkol ya da madde kullanarak ilişkiye girmeyi denemek, vajinal bölgeyi uyuşturacak kremler kullanmak gibi yöntemlere başvurabilirler. Bu denemeler kişilere fiziksel zarar verebilmekte, sorunun çözümüne dair umudu da azaltabilmektedir. Bunun yanı sıra vajinismus sorunu yaşayan kadının eşinde ereksiyon (sertleşme) sorunları da ortaya çıkabilmektedir.
Vajinismus ortalama 4-6 seansta tedavi edilebilmekte ve çok yüksek başarı oranına ulaşılmaktadır.
KONTROLSÜZ ( ERKEN ) BOŞALMA
Erken boşalma, çok az bir cinsel uyarıyla bile kişinin istemesinden daha önce boşalması, diğer bir deyişle boşalmasını denetleyememesi, ya da istediği kadar erteleyememesidir. Tıbbi açıdan bakıldığında, erken boşalma, kişinin boşalma refleksi üzerinde istemli denetiminin bulunmaması, henüz öğrenilememiş olmasıdır. Erken boşalma oranı, yapılan çalışmalarda %20-30 arasında çıkmaktadır. Her 4-5 erkekten birinde erken boşalma sorunu vardır. Bütün toplumlarda, erkeklerde sık rastlanan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Erken boşalma sorunu ortalama 4-6 seansta tedavi edilebilmektedir.
Tedavi programına başlamadan önce cinsel işlev bozukluğunun organik kökeni olup olmadığı ayrıntılı olarak araştırılmalı. Bu açıdan, değerlendirme sürecinde üroloji, nöroloji, endokrinoloji gibi disiplinlerle işbirliği kurulması önemlidir. Psikolojik değerlendirme süreçlerinde dikkat edilmesi gereken nokta var olan bozukluğun evlilik sorunlarına ikincil olarak gelişip gelişmediğidir. Eğer evlilik sorunu ön planda ise, cinsel işlev bozukluğu sorununa odaklaşmadan önce eşler aile terapisinde alınmalıdırlar. Aile terapisinde ilerleme kaydeden çiftlerde cinsel işlev bozukluğu sorunları bazen kendiliğinden ortadan kalkabilmektedir.
Evlilik içi sorunların cinsel işlev bozukluklarına ikincil olarak geliştiği durumlarda, tedaviye doğrudan başlanabilir. Ancak her cinsel tedavi programının temel ilkesi olan iletişim becerileri ve çift terapisi gibi yaklaşımların entegre edilmesi gereklidir. Bu, tedavinin etkinliğini arttırmaktadır.